Karşıyaka İskelesi’nde sabah trafiği her zamanki gibi. İnsanlar, sabahın erken saatinde Alsancak’a geçmek için kuyruğa girmiş, birbirinden habersiz yüzlerce çift ayakkabı ahşap zeminin üzerinde tıkırdıyor. Arka sıralardan bir çift, “Bu sefer de kırmızı vapura binemedik ya, ne zaman adım atarız acaba?” diyor. Onların bu sabrı, İzmirlilerin duyduğu sıkıntının kelimeye dökülmüş hali.
İzmir’de sabah vapuru, sadece bir ulaşım aracı değil. Bu şehirde yaşamanın bir parçası. Şu sıralar ise, Karşıyaka-Alsancak arasında diğerlerinden daha kalabalık. İddialara göre, yolcu kapasitesinin yüzde 120’ye ulaşması, İzmirlilerin zaten alışık olduğu sıkıntıyı daha da derinleştirmiş durumda. İZDENİZ bu yoğunluğu hafifletmek için yeni sefer planları yapmayı düşünüyor ancak bu planların ne zaman ve nasıl hayata geçirileceği meçhul.
Bu yoğunluk yeni bir durum değil aslında. Tarihinde denizle iç içe yaşamış bir şehir için vapurla seyahat etmek, İzmir’in en bilindik ve kültürel kodlarından biri. Vapur beklemek ise, İzmirlinin, belki de istemeden, ama mecburen bir parçası olduğu bir gelenek. Ancak son dönemlerde toplu ulaşımın aksaması ve gecikmeler, hem çalışanların hem de öğrencilerin günlük yaşamını olumsuz etkiliyor.
Her sabah vapur sırasına giren genç bir öğrenci, “Akranlarım metroyla, otobüsle işe veya okula giderken, ben vapurla işe gitmek için saatlerce bekliyorum. Sabahları körfez manzarası güzel ama bu sıkışıklık can sıkıcı,” diyor. Yolcuların bu serzenişleri, yerel yönetimin neden bu konuda daha hızlı adımlar atmadığını sorgulatıyor. Zira herkesin derdine derman olacak bir çözüm, yıllar boyu dilde dolanıp durmuş ama iş uygulamaya gelince, bir türlü sonuç alınamamış.
İZDENİZ’in masasında olan yeni sefer planları ne kadar umut verici, ya da kağıt üzerinde kalacak bir çözüm mü? Körfezdeki dizilimde vapur sıklığını arttırmak, belki de diğer ulaşım araçlarıyla daha entegre bir sistem kurmak, birçok İzmirli’nin hayatını kolaylaştırabilirdi. Ancak bu planlar daha önce de gündeme geldiğinde, çoğu kez lafta kaldı; çünkü uygulamaya konulması için gereken bütçe veya siyasi irade eksikti.
Bu hengâmede sıradan İzmirli’nin hayatı nasıl etkileniyor? Taksici Mehmet abi, sabah saatlerinde vapurdan inen yolcuların sayısını tahmin ederken, “Körfezden gelen yolcu kalabalığı, taksiye rağbeti artırıyor,” diyor. Taksiciler için bu bir avantaj gibi görünse de, aslında kent trafiğini daha da zorlaştırıyor. Mehmet abinin dediği gibi, “Vapur çalışsa da, hepimiz birden yola çıkıyoruz.”
Karşıyaka iskelesinde bekleyenler sadece yolcular değil. Bu bekleyiş, aslında herkesin sabrının test edildiği bir süreç. İnsanlar daha erken kalkarak, daha fazla zaman ayırarak bu yolculuğu göze alıyor ama çözüm hâlâ ufukta değil. Bekleyen sadece vapur değil, İzmirlilerin çözüm umudu da arafta kalmış durumda. Beklenen çözüm bir gün gelecek mi, yoksa İzmirlinin sabrı muallakta mı kalacak?
— Cengiz Akın · Köşe yazarı

Bir yanıt yazın