İki Yaka Arasında Kalanlar: Karşıyaka İskele Çilesi

Cengiz Akın’ın Köşesi — Eski Cumhuriyet muhabiri, 30 yıllık tanık. Politik tarafgirlik yok; sadece gözlem ve hikaye.

Karşıyaka İskelesi’nin tam karşısındaki kafede güne yeni başlamışız. Bir yanda sabah gazetesinin sayfaları çevrilirken, diğer yanda vapur kuyruğunda sıkışmış insanların yüzlerindeki ifadeleri izliyoruz. Gözler ya saate ya da iskeleden açılan kapıya takılıyor. Herkesin aklında aynı soru: Vapur ne zaman gelecek?

Karşıyaka İskelesi, İzmir’in denizle buluşma noktalarından biri. Ama, yıllar geçtikçe taşınan yolcu sayısı artıyor, mekân daralıyor. Tatilcilerin ve işçilerin yolu burada kesişiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı ek seferler bile bu yoğunluğu eritmeye yetmiyor. Geçmişte de bu tür sorunlar yaşandı; yaz aylarında artan nüfusun etkisiyle vapurlara olan talep zirve yapar, ama bu kez gerçekten bıçak kemiğe dayanmış.

Böyle durumlar İzmir’in görmeye alışık olduğumuz, ama bir türlü alışamadığımız manzaralarından. Kültürel bir miras gibi nesilden nesle aktarılan bu ulaşım çilesi, yerel yönetimin çözüm bulmayı bir şekilde ertelediği bir mesele hâline gelmiş. Kimseyi suçlamaya gerek yok aslında; tatilci de işçi de aynı vapurun yolcusudur. Ama ne yazık ki, bu yolculuk bazen beklenenden çok daha uzun sürüyor.

Belediye, elbette çözüm üretmeye çalışıyor. Ek seferler, yaz saatleri düzenlemeleri, hatta kara ulaşımının daha iyi yönetilmesi gibi seçenekler masada. Ancak asıl mesele, denizin ortasında sıkışıp kalan insanların yaşadığı sıkışıklığı çözmek. Bu sıkıntı, kent kültürümüze de o kadar işlenmiş ki, İzmirliler bu manzaraya karşı artık biraz da hüzünle gülümsüyor.

Birkaç yıl önce bir gece yarısı, vapur seferlerindeki aksaklıklar üzerine bir belediye yetkilisine sorulduğunda, “Seferleri artırmak için elimizden geleni yapıyoruz” demişti. Peki, bu çözüm ne derece etkili oldu? Hem tatilcilerin hem de işçilerin, işyerlerine veya tatil beldelerine zamanında yetişmeleri önemli. Kimse güne stresle başlamak istemez.

Gevrekçi Hüseyin abi, bu durumu “güne limonla başlamak” olarak tanımlıyor. Her sabah Karşıyaka’nın çarşısında gevrek tezgahını açarken, iskelede bekleyenlerin suratlarındaki ifadeyi yorumluyor. “Bir de o vapura binince ferahlamak var,” diyor. Ama o ferahlık, kuyrukların sonunda bir ödül gibi görünse de, herkes için sabır sınırlarını zorluyor.

Biz İzmirliler, denizi görmeden yapamayanlardanız. Ancak bu keyifli anıların giderek sabır testine dönüşmesi düşündürücü. İşte tam da burada sorulması gereken soru şu: İzmir’in denizle barışıp, vapurların yükünü hafifletmesi ne kadar sürecek? Yüzümüzdeki gülümsemeyi bir gün bu kuyruğun sonundaki vapur gemisi mi belirleyecek, yoksa içimizdeki deniz sevgisi mi?

— Cengiz Akın · Köşe yazarı

Editöryal Şeffaflık. Bu yazının ilk taslağı yapay zekâ destekli yazım sistemi ile hazırlanmış, adı yukarıda belirtilen editör tarafından doğruluk ve ton açısından incelenip yayına alınmıştır. Yayın sürecimiz hakkında: Yayın İlkeleri.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İhbar Hattı WhatsApp · 7/24
NRV Network: NYC Restaurant Voice NYC Business Pulse Made in NYC NYC Pulse News ElephantNY Gediz Medya
📝 Yazar arıyoruz
İlk-aşama pozisyon, kalıcı byline, revenue share
Kurucu Yazar Programı →
Bugünün Ege Sabahı·Hava · Dolar · Vapur · EtkinliklerAç →×
Ücretsiz Araçlar

İzmir Radar günlük araçları