Kordon’da, akşamüstü rüzgarıyla serinleyen bir kafede, birkaç sağlık çalışanı oturmuş, kahvelerini yudumlarken öfkeyle konuşuyorlardı. Yan masada oturan genç bir çiftin dikkatini çeken bu konuşmaların konusu, son günlerde İzmir’de sağlık camiasını derinden sarsan bir karardı.
Sağlık alanında şiddet, bu topraklarda yeni bir mesele değil. Tarihin tozlu raflarını karıştırdığımızda, benzer hikayelerle dolu olduğunu görmek zor değil. Ancak İzmir’de yaşanan son olay, adaletin terazisinin iyice şaştığını düşündürdü herkese. Bir doktorun darp edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığa verilen para cezasının 24 taksite bölünmesi, ‘ne de olsa ceza’ dedirten cinsten.
Geçmişte de, ne zaman bir sağlık çalışanına el kalksa, ardında ağır sonuçlar kalmıştı: Kimi zaman travmalar, kimi zaman meslekten soğumalar… Tabii, kimi zaman da meslek aşkıyla yanıp tutuşanların, adaletin tokadını yemesinden duyulan derin hayal kırıklığı. Elbette bu olayda da mağdur doktor ve tüm sağlık camiası oldu. Sorumlu ise, sadece sanık değil; bu kararları veren sistemin ta kendisi.
Sağlık sektöründeki bu şiddet vakalarının, sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğu aşikar. Ancak buradan çıkar sağlayan, adaletin terazisini bu kadar hafifletip, cezasını taksitlerle ödeme imkanı tanıyan mekanizmalar. İşte burada ortaya çıkan ironi, adaletin, darp edilen sağlıkçının yarasını sarmaktan çok uzak olduğu.
Polis raporları, yargı süreçleri, hepsi tamam. Ama bir yerlerde bir şeyler eksik kalmış gibi. Sanki bir ilaç verilmiş ama yan etkileri hesaba katılmamış gibi. Bu karara bakınca, sanki ‘cezamız hafif, taksitlerimiz uygun’ diyerek bir çeşit kampanya başlatılmış.
Gevrekçi Hakan abi de bu konuda haksız değil hani. Her sabah tezgahını açarken, sağlıkçı komşularının uğradığı haksızlıklardan sık sık dem vurur. Onlar işlerini yaparken sırf işini iyi yapıyor diye darp ediliyorlar, üstüne üstlük adaletin mesajı da pek iç açıcı değil.
Şimdi soru şu: Sağlık çalışanları bu kararla nasıl baş edecek? Gelecekte, sağlık sektöründe çalışacak hekim adaylarına bu olaylar nasıl bir motivasyon sunacak? Cezaların bu denli hafifletilmesi, gelecekte yaşanacak vakaların sayısını artırmaktan başka bir işe yarayacak mı gerçekten?
Belki de İzmir’de, bu şehrin tarihi dokusuna, insanlarına ve elbette iklimine daha uygun bir adalet anlayışı geliştirmenin vakti gelmiştir. Bu şehrin tüm sağlık çalışanlarına ihtiyacı var. Onlar da kendilerini güvende hissetmek istiyor. Bir gün, kahve içip denizi izlerken, mesleklerini özgürce ve korkusuzca yapabilecekleri günleri düşünerek, umutlanmak istiyorlar.
— Cengiz Akın · Köşe yazarı

Bir yanıt yazın