Çarşamba sabahı Bornova Pazarı’nın kalabalığında sebze-meyve reyonları arasında dolanırken, kulak misafiri olduğum bir sohbet beni düşündürdü. Perşembe’nin Hatice Teyze’si, komşusu Selma Hanım’a “Naci Hoca gene deprem dedi, ne yapacağız biz?” diye sordu. Selma Hanım ise eldivenleriyle domates seçerken, “Valla Hatice, ne yapacaksak önce şu çatlak duvarı halletmemiz lazım,” diye yanıt verdi.
İzmir, Ege Bölgesi’nin en büyük kentlerinden biri, depremlerle sık sık hatırlatılan bir gerçekliğin gölgesinde yaşıyor. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından geçen yıllar boyunca, pek çok uyarı yapıldı, pek çok plan açıklandı ama iş uygulamaya gelince hep bir eksiklik hissi kaldı. Prof. Dr. Naci Görür’ün son uyarısında belirttiği gibi, hazırlıkların bir an önce hızlandırılması gerekiyor. Ancak bu hızlandırma nasıl olacak, kim bu konuda sorumluluk alacak, bunlar hâlâ belirsiz.
Mahalle arasında gezerken, çatlak duvarlar, eğri büğrü pencereler dikkatimi çekiyor. Belli ki yılların ihmali, deprem riskini görmezden gelen bir hüsranın izlerini taşıyor. Ve işte o an soruyorum kendime: Gerçekten hazır mıyız? Her büyük deprem sonrası alınan önlemler, uygulanan acil eylem planları, gerçekleştirilen tatbikatlar yeterli mi? Yoksa bu panik anları geçince yine eskisi gibi mi davranıyoruz?
Birkaç gün önce bir muhtar ziyareti sırasında, Konak’ta Mahmut Muhtar’ın kapısını çaldım. Çay sohbetine geçince, “Her deprem sonrası gelen bilgi formülleri, broşürler var ama kimse okumuyor Sıdıka Hanım,” diye dert yandı. “Oysa, eğitim önemli. Toplumun her kademesinde bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı. Sadece okul öğrencileri değil, yetişkinler de bu konuda eğitilmeli.”
Bornova’da yaşayan Hatice Teyze, çabasıyla en azından kendi evini güçlendirmeyi hayal ediyor. Ancak bunun maliyetli olduğunun farkında. “Komşumuz Ahmet Bey’in inşaat işleriyle uğraşan bir akrabası varmış, onunla konuşuyoruz. Ama fiyatlar malum, her şey çok pahalı,” diyor. Ekonomik baskılar, vatandaşın hazırlık yapma çabalarını da etkiliyor. Zamlar, kısıtlı bütçelerle yaşayan ailelerin güvenliğe yatırım yapmasını zorlaştırıyor.
Büyük kentlerde, özellikle de böyle potansiyel risk taşıyan yerlerde, yerel yönetimlerin daha aktif olması gerekiyor. Yalnızca projeler geliştirmekle kalmamalı, uygulamada da etkin rol oynamalılar. Vatandaşın bilgiye, eğitime ve maddi desteğe ihtiyacı var. Kentsel dönüşüm projelerinin hız kazanması, eski ve riskli yapıların yenilenmesi önem taşıyor.
Deprem riskiyle yaşayan bir şehirdeyiz. Hatice Teyze’nin dediği gibi çatlak duvarlar herkesin değil ama bazılarımızın gerçeği. Bu gerçekliğin sonuçlarından kaçmak mümkün değil. Sorun şu ki; ne kadar zamana sahip olduğumuzu bilmiyoruz ve mesele, yalnızca bir ihtimalmiş gibi davranmakta değil.
Şu sıcak yaz günlerinde, her an depremle yüzleşme ihtimalinin farkında olmak, belki de bizi gerekli önlemleri almaya itebilir. Belki de Hatice Teyze’nin ve Selma Hanım’ın pazarda konuştuğu gibi, daha fazla kişi “Ne yapmalıyız?” diye sormalı ve bu sorunun cevabını aramalı. Çünkü bu soru, yalnızca bireysel olarak değil, toplumsal olarak hepimizi ilgilendiriyor.
Ve sormadan edemiyorum: Ya gerçekten hazır olursak? Bu, bir ütopya mı yoksa başarabileceğimiz bir hedef mi? Cevabı birlikte aramalıyız, çünkü bu kentte hepimiz aynı gemideyiz.
— Sıdıka Mendilci · Köşe yazarı
Frequently Asked Questions
İzmir’de deprem hazırlıkları neden yetersiz kalıyor?
Ekonomik zorluklar ve bilgi eksikliği nedeniyle İzmir’de deprem hazırlıkları yetersiz kalıyor.
Vatandaşlar deprem hazırlığı için hangi engellerle karşılaşıyor?
Vatandaşlar, ekonomik baskılar ve bilgi eksikliği nedeniyle deprem hazırlığı yapmakta zorlanıyor.
Yerel yönetimlerin deprem hazırlığında nasıl bir rolü olmalı?
Yerel yönetimler sadece proje geliştirmekle kalmamalı, uygulamada da etkin rol almalı ve vatandaşa maddi destek sağlamalı.
Prof. Dr. Naci Görür İzmir için ne uyarıda bulunuyor?
Prof. Dr. Naci Görür, İzmir’de deprem hazırlıklarının bir an önce hızlandırılması gerektiğini belirtiyor.
Deprem bilinci için toplumda hangi çalışmalar yapılmalı?
Toplumun her kademesinde bilinçlendirme çalışmaları ve eğitimler yapılmalı, sadece öğrenciler değil yetişkinler de eğitilmeli.

Bir yanıt yazın