Yaz mevsiminin tam ortasında, güneşin en tepeye çıktığı bir Cumartesi günü, Çeşme plajlarında her zamanki hareketlilik vardı. Denizden gelen meltemin serinletici etkisini hissetmeye çalışırken, geçtiğimiz hafta işletmecilerin kira artışlarına karşı başlattığı serzenişler gündeme oturmuştu.
“Çay 100 lira olmaz!” demişti bir plaj işletmecisi. İnsan önce inanmak istemiyor. Bir bardak çayın, sanki altın suyuyla demlenmiş gibi fiyatlandırılması kabul edilebilir mi? Ancak biraz daha derinine indiğinizde, mesele sadece çayın fiyatı değil.
Yıllardır Çeşme’nin plajlarında, esnafın bir nebze zenginleşip turizmin nimetlerinden faydalanmasını izledik. Ancak bu yıl her şey farklı. Kiralık mekanların fiyatları uçmuş, işletmecilerin belini bükmüş durumda. İşletmeciler dertli, turistler şaşkın. Geçen yazın anılarını taze tutmak için gelenler, bu yılın fiyatları karşısında hayal kırıklığına uğruyor.
Bu olayı en güzel anlatanlardan biri, Çeşme’nin yerli esnafı, kumun üstünde meşhur çayını demleyen Hasan Usta. “Bir bardak çayı 100 lira yaparsak, kime hangi anıyı satmış oluruz?” diyerek başlıyor sözlerine. Yıllardır gelen müşterileriyle kurduğu samimi ilişkiler bir yana, bu fiyatlarla yeni nesil turistlerin ilgisini çekmenin zor olduğunun farkında.
İşin ekonomi boyutuna da değinmek lazım. Son yıllarda tabiri caizse, Çeşme’nin değerinin artmasıyla beraber her şeyin fiyatı uçmuş durumda. Kiralar, malzeme maliyetleri ve tabii ki iş gücü maliyetleri. İşte tam da bu noktada, esnaf ne yapacağını şaşırmış halde.
Genç bir işletmeci, “Turist gelmezse biz ne yaparız?” diye soruyor. Çeşme’nin sadece Türk turistlerin değil, aynı zamanda yabancıların da uğrak noktası olduğunu düşünürsek, bu fiyat artışlarının uzun vadede nasıl bir etki yapacağını tahmin etmek zor değil.
Ama, bu konu sadece plajlarda değil, Çeşme’nin sokaklarında da dolaşıyor. Konuyu mahalle esnafıyla, örneğin simitçi Reşat Abi’yle konuşurken, “Eskiden insanlar akşamüstleri oturup bir çay, bir simit alırdı. Şimdi ise fiyatlar yüzünden insanlar akşam yürüyüşlerini bile yapmıyor” diyor.
İnsanlar serinlemek için denize, sahile kaçarken, gölgede oturmanın bile pahalı bir lüks haline gelmesi kabul edilebilir mi? İşte bu yüzden, bu yaşanan sadece bir ekonomik durum değil, aynı zamanda bir kültürel kayıp. Çeşme; sıcak kumları, masmavi denizi ve samimi esnafıyla meşhurdu. Şimdi ise bu benzersiz kimlik tehlikede.
Çeşme’de bir bardak çayın fiyatı neden bu kadar tartışılıyor dersiniz? Bu, sadece bir fiyat artışı değil, aynı zamanda turizmin geleceğini etkileyecek önemli bir mesele. Umuyoruz ki, Çeşme’nin o sıcak günlerinde, her şey düzelir ve plajları dolduran insanlar, sadece denizin değil, esnafın da keyfini çıkarır. Fiyatların düzelmesi dileğiyle, hepimize güzel yazlar!
— Raşit Aydar · Köşe yazarı
Bir yanıt yazın