Cumartesi sabahı İzmir Körfezi’nin hafif melteminde, yolcu ve araç taşıyan bir gemide düzenlenen yangın tatbikatı, şehirde güvenlik konusunun ne kadar ciddi bir mesele olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tatbikat, geminin güvertesinden yükselen dumanlar arasında, İzmir deniz ulaşımının kalbindeki profesyonelliği ve hazırlığı sergiledi. Ancak aynı sabah, Kemeraltı’ndaki bir ekmek fırınında çıkan yangın paniği, bizlere kentsel dönüşümün karmaşık yüzünü bir kez daha hatırlattı.
Kemeraltı, İzmir’in en eski çarşılarından biri. Tarihi hanları, dükkanları, hanutçuları ve tabii ki meşhur esnafı ile şehrin belleğinde derin izler bırakan bir yer. Ama bugünlerde, Kemeraltı’nın tadı biraz tuzlu. Hemen her köşe başında bir ‘dönüşüm’ tabelası görmeniz mümkün. Sabırla bekleyen eski esnaf ya yerini devrediyor ya da bir şekilde bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor.
Sabahın erken saatlerinde fırından yükselen dumanlar, sokak sakinlerini ve esnafı sokağa dökmüş durumda. Yangın kısa sürede kontrol altına alındı ama bu olay, eski yapılar ve güvenlik önlemleri hakkında düşündürdü. “Böyle yangınlar eskiden de olurdu ama o zamanlar bir itfaiye arabası için koca sokakta yer açılmazdı” diyor Kemeraltı’nın en eski ayakkabı tamircilerinden Mehmet Usta. Mehmet Usta, sahaf Hasan Bey ve terzi Nermin Hanım gibi birçok isim, yıllar içinde bu tür küçük yangın paniği hikayelerine şahit olmuşlar.
Bugünkü yangın tatbikatına katılan itfaiye ekipleri ve denetleyiciler, tatbikatın ne kadar başarılı geçtiğini anlatırken, Kemeraltı’ndaki esnafın bir kısmı da yangının akıbetini değerlendirmekle meşgul. Kimi alınacak önlemler üzerine konuşuyor, kimi de bu tür olayların eskiye nazaran daha az olduğunu dile getiriyor. En azından eskisi kadar sık yaşanmıyor.
Kemeraltı’nın bir köşesinde, hırdavatçı Arif Bey’in dükkanında, esnafla oturup çaylarımızı içerken, “Bu bölgede bir şeyler değişiyor, evet. Ama ne kadar iyi ne kadar kötü, onu zaman gösterecek. Yangın tatbikatları iyi güzel de, bir de o yangınlar gerçekten çıktığında ne yapacağımızı bilmek lazım” diyerek, çevredekileri düşündürüyor. Bu esnada diğer esnaflardan biri, “Satışların düşüklüğünden daha çok bu tür olaylar mahvediyor bizi. Ah şu dönüşüm” diyerek içini döküyor.
Güvenlik önlemleri ve tatbikatlar sadece deniz ulaşımı için değil, İzmir’in tarihi mahalleleri için de önem taşıyor. Kemeraltı gibi bölgeler, her ne kadar modern standartlarla donatılmak istense de, bu kadar eski yapılar arasında bir denge bulmak şart. Yangın tatbikatı ve gerçek yangın arasında sıkışıp kalanlar için bu olaylar, değişimin zorunluluğunu bir kez daha hissettiriyor.
Eğer Kemeraltı’nda bir gün geçirdiyseniz, kalabalığı, yan yana dizilmiş dükkanları, tarih kokan sokakları bilirsiniz. Ama bu sokaklar aynı zamanda değişimin ayak seslerine de açık. Bu değişim, eski ile yeniyi nasıl harmanlayacağımızı, güvenliğimizi nasıl sağladığımızı sorgulatan bir dönüşüm. Kemeraltı’nın esnafı, bu dengenin tam ortasında, kendi hikayelerini anlatmaya devam ediyor.
Şimdi, Kemeraltı’nın geleceği ve geçmişi arasında bir köprü kurmak bize düşüyor. Eski yangın hikayeleri, yeni tatbikatlarla birleşirken, İzmir bir yandan değişiyor, bir yandan da özünü korumaya çalışıyor. Tarihin kokusu, güvenliğin rengiyle buluştuğunda, İzmir’in gerçek yüzü ortaya çıkıyor.
— Raşit Aydar · Köşe yazarı
Bir yanıt yazın