Çeşme plajlarında kumru fiyatları…
Esnaf ve tatilci arasında sular kaynamış.
Babam anlatırdı eskiden. Çeşme’nin kumrusu, muhallebisi meşhurdu. Öyle lüks, şaşaalı bir yer değildi. Bir de tabii İzmir’in meşhur kumrusu var; o da ayrı bir hikaye. Şimdi ise kumrudan kıymetli hale gelmiş.
Nedir bu kumru denen zımbırtı? Bildiğin sandviç. Ama işte İzmir’in havası, kumsalı falan derken fiyatlar uçmuş. Geçen hafta bir esnaf arkadaşla konuşuyordum, “Abi, turistler geliyor, para harcamak istiyor. Biz de bir şeyler kazanmak derdindeyiz” dedi. Tamam, anlıyorum kazanç da lazım ama biraz insaf!
Turist de haklı, cebinden çıkan para bir yana, insan biraz da hizmet bekliyor. “Kardeşim, bize böyle mi davranıyorsunuz?” diyenleri bile duydum. Hele ki son birkaç gündür, sosyal medyada dönen videoları gördüm—bir tatilci kumruyu eline almış, “Bu mu 150 lira?” diye isyan ediyor.
Eskiden de böyleydi ya. Aziz Nesin mizahıyla anlatırdı o günleri. İnsan ne kadar kazanırsa kazansın, bir de çarşıda pazarda huzuru olmalı. Yoksa böyle yani, kumru fiyatlarıyla gündem oluyoruz.
Çeşme’yi tanımayan yok. O güzelim plajların, denizin tadını çıkarmak isteyenler için fiyatlar bu kadar uçmamalıydı. Hem esnaf hem de tatilci için akılcı bir çözüm bulunmalı.
Geçen yıl bir arkadaşım, “Yalçın abi, sen de yazını yaz da, belki bir ses olur” demişti. Eh işte, yazıyoruz ama dinleyen var mı orası muamma. Bugün kumru, yarın başka bir şey.
Halkın derdi büyük. İster tatilci olsun ister esnaf, herkesin derdi aynı: Ekonomi. Demek ki sadece bir kumru değil, altında yatan birçok mesele var.
Burada asıl sorun şu ki, kimse kimseyi anlamıyor. Esnaf kazanmak için fiyatı yükseltiyor; tatilci “Bu paraya bu mu yani?” diyor. Arada kalan da Çeşme’nin itibarı.
Hep diyorum, “Doğru olursak, doğru yaşarız”. Azıcık anlayış, azıcık empati. Kumruyu yiyip, keyifle denize girmek varken, neden böyle sorunlar yaşanıyor?
Sonuçta bu ülke hepimizin. Bir kumru bahane, aslında dert başka. Bunu hatırda tutmak gerek. Unutma, ağaç yaprağıyla gürler.
— Yalçın Özatay · Köşe yazarı

