Yazar: Mert Kıyak

  • İzmir’in Sıcaklarında Susuzluk Çilesi: Yazın Ortasında Zehir Olan Saatler

    İzmir’in Sıcaklarında Susuzluk Çilesi: Yazın Ortasında Zehir Olan Saatler

    İzmir’de yazın zirvesi, sıcakların en adaletsiz yüzünü gösterdiği zamanlardan biridir. Temmuz’un başındayız ve her köşe başında güneşin yakıcı etkisiyle karşılaşıyoruz. Bu sıcaklarla başa çıkmanın en temel yolu, bir bardak soğuk suyun ferahlığında saklıdır. Ancak tam da bu ihtiyacın doruğa çıktığı günlerde, İZSU’nun planlı su kesintileri İzmirliyi susuz bırakıyor.

    Bugün kent genelinde birçok mahallede su kesintileri yaşanıyor. İZSU’nun duyurusuna göre, su kesintileri sabah erken saatlerden başlayarak gün boyu sürebilir ve bazı bölgelerde gece yarısına kadar devam edebilir. Göztepe’deki esnaf Ahmet Bey, “Dükkanı açtığımızdan bu yana musluktan tek damla su akmadı. Tuvaletleri kullanamıyoruz, temizlik yapamıyoruz. Bu sıcaklarda işler zaten düşük, bir de üzerine su yoksa tamamen kapatıp gidelim,” diye serzenişte bulunuyor.

    Özellikle sınırlı su kaynaklarına erişimi olan semtlerde yakıcı temmuz günleri ciddi bir sıkıntıya dönüşüyor. Bornova’da yaşayan Ayşe Hanım, “Bu sabah kahvaltıdan sonra dişlerimi yıkamak için suyu açtım, yok. Çocuklara ‘bugün banyo günü’ demiştim ama su gelene kadar plan iptal,” diyor. Herkesin dilinde aynı sorular: Su ne zaman gelecek? Neden önceden daha iyi planlanmıyor?

    Su kesintileri sadece kişisel hijyen ve günlük yaşamda değil, aynı zamanda esnafın da kâbusu. Kemeraltı’ndaki bir restoran işletmecisi olan Mehmet Bey, “Müşteri var ama su yok. Yemekleri nasıl hazırlayacağız, bulaşıkları nasıl yıkayacağız? Koca gün bu sıcakta su gelmezse, burayı kapatmaktan başka çaremiz kalmaz,” diyerek isyan ediyor. İZSU’nun açıklamalarına göre, altyapı çalışmaları nedeniyle bu kesintilere ihtiyaç duyuluyor. Ancak açıklamalar, susuzluk çeken vatandaşların öfkesini dindirmeye yetmiyor.

    Mavişehir’de oturan Emine Hanım, çocuklarıyla birlikte sıcak günleri sahilde geçirmeyi planladığını ama eve su gelmediği için dışarıya çıkamadığını anlatıyor. “Dışarı çıkıp evimize döndüğümüzde duş alacak su bulamazsak daha büyük sıkıntı,” diyor ve ekliyor: “Yetkililerden daha duyarlı ve çözüm odaklı bir yaklaşım bekliyoruz.”

    İzmir’deki su kesintileri, yaz aylarında turizmi de etkiliyor. Kordon’da bir otelde çalışan Ali Bey, “Turistler her şeyin kusursuz olmasını bekliyor. Su olmadan temizlik, banyo, yemek gibi hizmetleri nasıl sunabiliriz? Kesintiler yüzünden bazı rezervasyonlar iptal edildi,” diyerek turizme etkilerini vurguluyor.

    Su kesintilerinden etkilenen bölgeler arasında Karabağlar, Bayraklı, Konak ve Buca gibi büyük ilçeler de var. İZSU’nun internet sitesinden yapılan açıklamalarda, mahalle mahalle hangi saatlerde kesintilerin yaşanacağı bilgisi yer alıyor. Ancak bu bilgilerin güncellenmemesi veya erişim sorunları nedeniyle vatandaşlar güncel durumdan haberdar olamıyor.

    İzmir’de yazın en sıcak günlerinde yaşanan su kesintileri, hem bireysel hem de ekonomik yaşamı felç ediyor. Vatandaşlar, bu kesintilerin makul sürelere çekilmesi ve mümkünse yaz ayları yerine daha az ihtiyaç olan dönemlerde yapılması konusunda yetkililerden çözüm bekliyor. İzmir gibi suya hasret bir kentte, bu sorunların daha fazla çözümsüz bırakılmaması, gelecekte daha ciddi sıkıntılara yol açmaması için elzem görünüyor.

    — Mert Kıyak · Köşe yazarı

  • Çeşme’de Kumru Krizi: Altın Değerinde Bir Sandviç

    Çeşme’de Kumru Krizi: Altın Değerinde Bir Sandviç

    İzmir’in gözde tatil beldesi Çeşme’de yaz sıcakları kadar ‘ısıtan’ bir diğer konu da kumru fiyatları. Bu sezon, plajlarda satılan kumruların fiyatı 150 TL’yi buldu ve yerli turistler arasında büyük bir tartışma konusu oldu. Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte, Çeşme’ye akın eden tatilciler, yüksek fiyatlar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Peki, bu fiyat artışlarının ardındaki gerçek nedenler neler ve yerel esnaftan konuyla ilgili nasıl geri dönüşler alıyoruz?

    İlk olarak, Çeşme’nin bu astronomik fiyatlarının arkasında ne yatıyor, biraz bunu irdeleyelim. Esnaf, artan kiralar ve maliyetlerin bu durumu tetiklediğini belirtiyorlar. Geçtiğimiz yıl, kira artışları %30’un üzerinde seyretti. Çeşme Marina’da bir dükkânın ortalama kirası 20 bin TL’den 26 bin TL’ye fırladı. Ayrıca, enerji ve diğer gıda maddelerindeki artışlar da cabası. Bu durum, esnafın fiyatları artırmasında önemli bir etken.

    Ama, tatilcilerin tepkisi de epey sert. “Bir sandviç için bu kadar para mı olur?” diye soran tatilciler, bu sezon Çeşme yerine alternatif tatil noktalarını değerlendirebileceklerini ifade ediyorlar. Özellikle, aileler bu durumdan oldukça şikayetçi. Üç kişilik bir aile, sahilde birer kumru ve içecek tükettiğinde neredeyse 500 TL’yi gözden çıkarmak zorunda kalabiliyor.

    Bir diğer önemli konu ise, bu fiyat artışlarının sadece Çeşme’ye özgü olmayışı. Türkiye’nin dört bir yanındaki tatil beldelerinde benzer şikayetler dillendiriliyor. Ancak Çeşme, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisi nedeniyle daha fazla dikkat çekiyor. Bu durum, bölgenin cazibesini nasıl etkileyecek, zaman gösterecek.

    Esnaf ise bu konudaki eleştirilere bir nebze hak veriyor ama ellerinin kollarının bağlı olduğunu da ekliyorlar. “Biz de istemezdik fiyatların bu kadar yükselmesini” diyor bir plaj işletmecisi. Ancak, kirasını ve diğer masraflarını karşılamak zorunda olan esnaf, fiyatları makul seviyede tutmanın pek de mümkün olmadığını belirtiyor.

    Kimileri ise kumru fiyatlarını espri konusu haline getirmiş durumda. “Altın kaplama mı satıyoruz?” diyen bir başka esnaf, durumu biraz da mizah yoluyla anlatmaya çalışıyor.

    İzmir’de büyüyen ve bu bölgenin ekonomisini yakından takip eden biri olarak, fiyatların bu denli yükselmesi beni de düşündürüyor. Esnaf ve tüketici arasında bir denge kurulamazsa, bu yaz Çeşme’de kumru yerine bol bol ‘tartışma’ tüketilecek gibi görünüyor. Tabi bu durumdan en çok kimin zararlı çıkacağı da merak konusu.

    Çeşme’deki kumru fiyatlarının yükselmesi hem esnafı hem de tatilcileri zor duruma sokuyor. Ancak unutulmaması gereken en önemli şey, bu tür sezonluk yerlerde fiyatların her zaman biraz daha esnek olabileceği ve bunun da ekonomik dalgalanmaların bir sonucu olduğu. İzmir’in ve Çeşme’nin sıcak yaz günleri, umarız ki esnaf ve tatilciler arasında bir uzlaşma ile daha keyifli hale gelir.

    — Mert Kıyak · Köşe yazarı

  • Kemeraltı’nın Yüksek Kira Kâbusu: Tarihî Çarşıda Hayat Mücadelesi

    Kemeraltı’nın Yüksek Kira Kâbusu: Tarihî Çarşıda Hayat Mücadelesi

    İzmir’in tarihî sembollerinden Kemeraltı Çarşısı, sadece alışverişin değil, kentin kültürel ve sosyal hayatının da merkezi konumunda. Ancak, son dönemde bu kadim çarşıyı tehdit eden bir sorun var: kontrolsüz kira artışları.

    Ne oldu da Kemeraltı’nda kiralar birden böylesine fırladı? Kemeraltı Çarşısı, uzun yıllardır İzmir’in en popüler alışveriş merkezlerinden biri. Ancak son aylarda kiralardaki yüzde 60’lık artış, bu tarihî çarşıda iş yapan esnaf için büyük bir yük haline geldi. İzmir Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı Semih Özdemir, bu artışların 2024’te daha fazla dükkânın kapanmasına neden olabileceği konusunda uyarıyor.

    Esnaf, artan kiraların yanı sıra yükselen genel giderlerle de mücadele ediyor. Elektrik ve su faturaları, malzeme ve ürün temini derken, her gün maliyet tablosu daha da kabarıyor. Bu durum özellikle küçük esnaf için sürdürülemez bir hâl almaya başlamış durumda. Özdemir, “Kemeraltı, yabancı turistlerin ve yerli halkın buluşma noktasıdır. Ancak birçok esnaf artık kepenk kapatma noktasına geldi,” diyor.

    Esnafın dertleri bununla da bitmiyor. Kiralardaki artışın yanı sıra işletme maliyetlerindeki bu hızlı yükseliş, kâr marjlarını daraltıyor. Kimi esnaf, kâr elde edemediği için sadece günü kurtarmak adına çalışmak zorunda kalıyor. Bu da, işletmelerin uzun vadede ayakta kalmalarını zorlaştırıyor.

    Peki, bu durumun çözümü ne olabilir? Öncelikle, kira artışlarına karşı belediyelerin veya ilgili kurumların bir denetleme mekanizması kurması gerektiği aşikar. İstanbul’da bazı bölgelerde uygulanan tavan kira uygulamaları gibi çözümler, İzmir için de düşünülebilir. Kemeraltı’nın tarihî ve ekonomik önemini korumak için, yerel yönetimlerin esnafla iş birliği içinde hareket etmesi şart.

    Ayrıca, esnafa yönelik mali destek programları geliştirilebilir. Pandemi döneminde devlet desteklerinin olumlu etkilerini gördük. Benzer şekilde, yüksek kira ve maliyetlerle başa çıkabilmeleri için esnafa düşük faizli krediler sağlanabilir.

    İzmir halkının da bu konuda duyarlı olması gerekiyor. Yerel işletmelerin ayakta kalması, şehrin ekonomik dinamizmi için kritik. Tüketicilerin büyük alışveriş merkezlerinden ziyade, tarihî çarşıyı tercih etmesi, esnafın nefes almasına yardımcı olabilir.

    Kemeraltı, İzmir’e ruh katan bir yer. Eğer bu tarihî çarşıyı kaybedersek, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda kültürel bir kayıp da yaşamış olacağız. İzmir’in bu değerine hep birlikte sahip çıkmalıyız.

    — Mert Kıyak · Köşe yazarı

  • Çeşme’de Tatil, Cebimizde Yangın: Plajlarda Fiyatlar ve Esnafın Sesine Kulak Verin

    Çeşme’de Tatil, Cebimizde Yangın: Plajlarda Fiyatlar ve Esnafın Sesine Kulak Verin

    Çeşme, her yıl olduğu gibi bu yıl da yaz sezonunun en gözde tatil destinasyonlarından biri haline gelmiş durumda. Ancak bu yıl, özellikle Kurban Bayramı öncesinde, sahillerdeki hareketlilik daha da arttı. Sahil esnafı, fiyatlar ve rezervasyonların tatilciler için önemli engeller oluşturabileceğini belirtiyor ve özellikle rezervasyonsuz yola çıkmamaları konusunda uyarıyor.

    Çeşme’deki plaj işletmeleri, artan maliyetlerin etkisiyle fiyatlarını bu yıl oldukça yüksek tutmak zorunda kaldı. Öyle ki bazı beach’lerde kişi başı giriş ücretleri 800 TL’ye kadar çıkmış durumda. Bu durum, hem işletmecilerin hem de tatilcilerin bütçelerini sarsıyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde toparlanmaya çalışan esnaf, yüksek işletme maliyetleri ve artan kiralar nedeniyle bu fiyatlara mecbur kaldıklarını dile getiriyor. Ancak, tatilcilerin cebini ciddi şekilde zorlayan bu fiyatlar, Çeşme’nin cazibesini kaybetmesine neden olur mu, tartışılır.

    Çeşme’nin popüler plajlarından biri olan Ilıca’da görüştüğümüz plaj işletmecisi Mehmet Bey, “Eskiden aileler rahatça gelip burada bir gününü geçirirdi. Şimdi bırakın aileyi, birey olarak bile gelmek maliyetli hale geldi. Ne yazık ki biz de bu fiyatları koymak zorunda kaldık, çünkü kendi maliyetlerimiz de çok arttı. Elektrik, su, personel giderleri derken altından kalkmak zorlaşıyor,” diyor. Mehmet Bey’in dile getirdiği bu sorun, pek çok işletmecinin de ortak derdi.

    Sadece giriş ücretleri değil, plajlarda harcanan diğer masraflar da tatilcilerin bütçelerini zorluyor. Yeme-içme fiyatları da bu artıştan nasibini almış durumda. Basit bir sandviç ya da içecek için bile neredeyse şehirdeki restoran fiyatları kadar ödeme yapmanız gerekiyor. Hal böyle olunca, tatilciler de ya bütçelerini sarsmak ya da çareyi getir-götür yapabilirlerse kendi yiyeceklerini hazırlamak arasında bir seçim yapıyor.

    Çeşme’nin bu denli yükselen fiyatları, özellikle İzmir ve çevresinden günübirlik gelen ziyaretçileri de düşündürüyor. Tatile çıkmanın bu kadar maliyetli hale gelmesi, bölgeye olan ilgiyi azaltabilir. Bu durum, turizm sektöründe ciddi bir darbe yaratabilir. Ancak esnaf, yüksek sezonu bir nebze fırsata çevirmeye çalışıyor ve özellikle bayram öncesinde doluluk oranlarını artırmak için çeşitli kampanyalar düzenliyor.

    Esnafın bir diğer önemli uyarısı ise rezervasyon konusunda. Özellikle Kurban Bayramı gibi yoğun dönemlerde, yer bulmak neredeyse imkânsız hale geliyor. Tatilcilerin plansız bir şekilde yola çıkmaları durumunda hayal kırıklığı yaşayabileceklerini belirten plaj işletmecileri, “Mutlaka plajlara gelmeden önce rezervasyon yapılmalı. Aksi takdirde yer bulmak mümkün olmayabilir,” diyor.

    Çeşme’deki bu fiyat artışları ve yoğunluk, tatilcilerin bütçe planlaması yaparken iki kez düşünmelerine neden oluyor. Ancak, bu durum sadece tatilciler için değil, aynı zamanda yerel esnaf için de büyük bir sınav. Yüksek maliyetler altında ezilen işletmeciler, bu sezonu ayakta kalarak atlatmaya çalışırken, bölgenin cazibesini koruyarak gelecek yıllarda da turistleri çekmek istiyorlar.

    Çeşme’de tatil yapmak isteyenlerin hem maddi hem de manevi olarak hazırlıklı olmaları gerekiyor. Tatilciler için en önemli tavsiye, bütçelerini gerçekçi bir şekilde planlamak ve rezervasyonlarını önceden yapmak olacaktır. Esnaf ise, uzun vadede müşteriye odaklanarak sürdürülebilir turizmin devamını sağlamak için fiyat politikasını gözden geçirmeli. Çeşme’nin güzelliklerinden mahrum kalmamak için her iki tarafın da dikkatli adımlar atması gerektiği çok açık.

    — Mert Kıyak · Köşe yazarı

İhbar Hattı WhatsApp · 7/24
NRV Network: NYC Restaurant Voice NYC Business Pulse Made in NYC NYC Pulse News ElephantNY Gediz Medya
📝 Yazar arıyoruz
İlk-aşama pozisyon, kalıcı byline, revenue share
Kurucu Yazar Programı →
Bugünün Ege Sabahı·Hava · Dolar · Vapur · EtkinliklerAç →×
Ücretsiz Araçlar

İzmir Radar günlük araçları