Ege’nin verimli topraklarıyla ünlü Urla, son yıllarda organik tarım alanında önemli bir ivme yakaladı. Bölgedeki çiftçiler hem iç piyasadaki hem de ihracattaki artan talebe yanıt vermek üzere topraklarını kimyasal kullanmadan işliyor, organik ürünlerin payı her geçen yıl büyüyor. Zeytin, narenciye, sebze ve baklagil gibi ürünlerde organik sertifikalı üretim yapan çiftçi sayısı artarken, Urla’nın hem Türkiye’de hem de yurtdışında marka değeri yükseliyor.
Ancak, konuya yakından bakan üreticiler, sektörde hâlâ karşılaşılan sorunlara dikkat çekiyor. Organik tarım pahalı ve zahmetli bir süreç. “Destekler hem yetersiz hem de bürokrasi ağır,” diyor uzun yıllardır organik zeytin üreticiliği yapan Ahmet Yıldız. Doğru gübre ve ilaç kullanımından sertifikalama maliyetlerine kadar birçok konuda devlet ve yerel yönetim desteğinin arttırılmasına ihtiyaç var. Bu destekler olmazsa sektörün sürdürülebilir büyümesi zor görünüyor.
Urla Ziraat Odası yetkilileri ise organik tarımın bölge ekonomisine önemli katkı sağladığını, özellikle genç çiftçilerin bu alana yöneldiğini söylüyor. Oda Başkanı Emine Demir, “Organik tarım, hem doğaya saygılı hem de kaliteli ürün demek. Bu nedenle devlet desteklerinin artırılması ve üreticilere eğitimlerin yaygınlaştırılması için çalışmalarımız sürüyor,” diye konuşuyor.
Organik ürünlerin pazarlanması da ayrı bir sorun. Kemeraltı’nda esnafla konuştuğumuzda, “Urla’dan gelen organik ürünler müşteri çekiyor ama yeterince bilinirliği yok,” diyorlar. Tarım ve turizmin iç içe geçtiği Urla’da, yerel pazarların, kooperatiflerin ve doğrudan tüketiciye ulaşan satış kanallarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Özetle, Urla’da organik tarım büyüyor, üreticiler bu büyümeyi sürdürülebilir kılmak için daha fazla destek ve altyapı talep ediyor. Bölgenin doğal yapısı ve çiftçilerin emekleri, İzmir ve Ege’nin sağlıklı gıda ihtiyacını karşılamak adına önemli bir potansiyel taşıyor. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi için kamu ve özel sektör iş birliğinin artması şart.

Bir yanıt yazın